Tayyare Kültür Merkezindeki (TKM) gala öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Dündar, filmle ilgili eleştirileri nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine, 29 Ekimde vizyona giren filmin yoğun bir ilgi gördüğünü söyledi.
Filmin ilk günlerde çok fazla eleştirildiğini anımsatan Dündar, şunları kaydetti:
Başta filmi seyretmeyenlerin yoğun tepkisini aldık. Birçok eleştirel kesim, yazar, filmi izlemeden bir şeyler dile getirmeye başlamışlardı. Zamanla seyirci gördükten sonra eleştirilerin doğru olmadığını anladılar. Bu eleştiriler doğru olsaydı 1 milyon izleyiciye hiçbir şekilde ulaşamazdık. Eleştirilerin çeşitli nedenleri var. Bir kısmı kişisel, hakikaten Atatürk ile ilgili kaygıları olan, samimi insanlar ve çevrelerin de eleştirileri oldu. Bir kısmı belki daha başka şeyler düşündüler.
Dündar, Sarı Zeybekin ardından Mustafayı çektiniz, her ikisi de Atatürkle ilgili, birinde övülürken, diğerinde neden bu kadar eleştirildiniz şeklindeki soru üzerine, Filmde bir sahne var. Atatürk İstanbula gidiyor. Büyük alkışlarla karşılıyorlar. Orada Herhalde çok heyecanlısınız diye Atatürke soruyorlar. O da diyor ki Fazla heyecanlı değilim. Çünkü bu kalabalık gün gelir bizi linç etmek için de böyle toplanır diyor. Burası Türkiye cevabını verdi.
Filmin isminin neden Mustafa olduğunun sorulması üzerine de Dündar, filmin isminin yadırganabileceğini düşündüklerini, ancak bu kadar seviyenin kaybolacağının aklına gelmediğini dile getirdi. Dündar, şöyle konuştu:
Tarihte bir tek kişi Ona Mustafa diye hitap etmiş. O da annesi ve O, annesi için hep Mustafa olarak kalmış. Anne oğul arasındaki sıcak ilişkiyi acaba, bir ulus ile lideri arasına taşıyabilir miyiz kaygısıyla yapılmış bir şeydi. Nitekim bir tek insan ona öyle hitap ederken, şimdi en az 1 milyon insan Mustafaya gittik, Mustafayı gördük diyor. Toplumların liderleriyle sayınlı ilişkiden, sevgili diye hitap edeceği bir ilişkiye geçmesinden tarafım. Bazıları bunu yadırgıyor, ben onlardan değilim. Ben her zaman kalpten geçen bir ilişkinin çok daha kalıcı ve sıcak olacağını düşünüyorum. Bu öyle bir zarar vermemiştir. Tersine daha yürekten bir tanışma için vesile olmuştur diye düşünüyorum.
Dündar, bir filmin iyi veya kötü olabileceğini, bu filmin de Türkiye ve sinema için ilginç bir deneyim olduğunu ifade etti. Eleştirilerin kendisini küstürmediğini, daha dikkatli ve daha iyilerini yapmak için kendisine istek verdiğini kaydeden Dündar, şöyle dedi:
Ben çok çabuk yılmam, ama bir kısmı çok kırıcıydı. İnsan medyayı fark ediyor. Bir medya mensubu olarak, medyanın tavrını görünce hakikaten ürktüm. Görmediği bir film için bülten hazırlayan yönetmenler gördük, köşe yazarları gördük. Bunlar ne halde olduğumuzu gösteriyor, o açıdan hakikaten üzücüydü. Dogmalara karşı bir lidere sahip olduğumuz halde, onu dogma haline getirmekle yanlış yaptığımızı düşünüyorum. Bunun düzeltilmesi gerekiyor.
Bir biyografi, bir insanın hayat hikayesi olan filmle ilgili bin 500e yakın haber ve yorum çıktığını belirten Dündar, bu yazıları da yayınlamayı düşündüğünü, yazıların aslında Türkiyenin ruh halinin bir yansıması olduğunu söyledi.