Beyoğlu Kaymakamlığı maddi gerekçeler ileri sürerek, Kadın Sığınma evindeki Mor Çatı çalışanlarıyla protokolünü iptal ettiğini açıkladı. Bu kararla kadın hareketinin tasfiyesinin amaçlandığını düşünen Mor Çatı gönüllüleri ve feministler tepkili.
Mor Çatı gönüllüsü Ülfet Taylı, sığınak çalışanı Fatma Mefküre ve Dayanışma Merkezi çalışanı Gülsun Kanat.
İSTANBUL - Türkiyede kadına yönelik şiddetle mücadele amacıyla kurulan ilk örgütlenme olan Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, Beyoğlu Kaymakamlığının işbirliğine son vermesine tepkisini, bugün yaptığı basın toplantısıyla dile getirdi. İstanbulda Sosyal Hizmetlere ait iki sığınaktan biri olan 17 kadın ve 12 çocuğun kaldığı sığınma evinde, Mor Çatının 5 gönüllüsüyle yollarını ayırıp SHÇEKten iki personel istenmiş. Mor Çatı kurucularından Avukat Canan Arına göre, Buranın devlet tarafından desteklenmesi gerekiyor. Biz de buradan çıkmamak zorundayız. Gelsinler zorla çıkartsınlar. Biz 1990dan beri pek çok şeyle mücadele ettik. Bizi kımıldatamazlar. Biz devam ederiz yolumuza, ama olan kadınlara olur çocuklara olur. Kadınlara, çocuklara yazık olur.
DÜNYA BANKASI ÖRNEK PROJE SEÇMİŞTİ Beyoğlu Kaymakamlığı ile Mor Çatı 2005te sığınak açılması ile ilgili bir protokol imzaladı. Finansal destek Dünya Bankası tarafından sağlandı. Bu protokol, devlet kurumu ile kadına karşı şiddet konusunda deneyimli bir kadın örgütünün doğrudan işbirliğinin ilk örneğiydi. Proje Dünya Bankası tarafından örnek proje seçilerek ödüllendirilmişti üstelik. Dünya Bankasının desteği sona erince sığınağın yürütülmesindeki zorluklar artmaya başladı. Sığınağın psikolog, avukat, psikiyatr, doktor, pedagog ihtiyaçları Mor Çatı tarafından karşılanıyordu. Önce sığınak çocukevine verilen personel ücreti desteği kesildi. Ücret 6 aydır Mor Çatının bağışlarıyla ödendi. İstanbul Valiliği, Valiliğin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı yetkilileri ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçu ile görüşüldü. Konunun önemini anladıklarını söylemelerine rağmen kaynak sorunu aşılamadı. 10 gün önce de Kaymakamlık, Mor Çatı çalışanlarına 31 Aralık itibarıyla birlikte çalışamayacakları bildirildi. Ödeneğin olmadığı söylendi. Kısa bir süre önce de sıınağa Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu (SHEÇEK) İstanbul İl Müdürlüğünden iki personel istendi. Mor Çatı gönüllüleri, kaymakamlığın kararına tepkilerinin gerekçelerini bugün yaptıkları basın toplantısında açıkladılar.
SIĞINAKTAKİ KADINLARA KOCA BULMAYA KALKIYORLAR Sığınaklar feminist buluşu diyen kadınlar, Mor Çatı ile SHEÇEK arasındaki farklı yaklaşımları örneklerle açıkladılar. Mor Çatı gönüllüleri, SHEÇEKin yaklaşımlarını eksik, yanlış ve yetersiz buluyor. Mor Çatı gönüllüsü ve Dayanışma Merkezi çalışanı Gülsun Kanat, SHEÇEKin çalışmalarının kadından yana olmadığını söyleyerek şu sözlerle eleştiriyor: Töreden kaçıp sığınakta kalan kızın babasını arayarak, Kızınızı öldürecek misiniz? diye soruyorlar. Baba, öldürmeyeceğim derse kızını alabilirsin diyorlar. Ya da sığınağa gelen kadınlara koca bulmaya kalkıyorlar. Sığınakta kalma süresi 9 ay olduğu halde, gerçeği söylemeyip 3 ay kalabilirsiniz, diyorlar.
İlk sığınağı 1996 yılında açan Mor Çatı, kuruluşundan bu yana sığınakların uluslararası standartlara uygun yürütülmesi için model oluşturmaya çalıştı. Mor Çatı gönüllüleri, 20 yıldır şiddete karşı verdikleri mücadeleden geri adım atmak niyetinde olmadığını şu sözlerle açıkladı:
ŞİDDETE KARŞI MÜCADELENİN ÖZNESİYİZ Biz kadın örgütüyüz, şiddetle mücadelenin öznesiyiz ve işimiz para bulmak değil diyen Mor Çatı gönüllüleri, kendilerinin uzmanlıklarını, bilgi ve deneyimlerini sunduklarını, sosyal devlet yaklaşımı içinde kaynak yaratılması gerektiğine dikkat çektiler: Sığınakların açılması kadınların 20 yıl boyunca sürdürdükleri mücadelenin sonucunda gerçekleşmiştir. Kazandıklarımızdan geri adım atılmasına izin vermeyeceğiz. Yapılan düzenlemelerin uygulanabilmesi, gerekli kaynağın yaratılmasına bağlıdır. Var olan durum ise kadına yönelik şiddete karşı, proje yapmanın ötesinde kalıcı adımlar atılamamıdır. Bu mücadele projecilikle geçiştirilemez. Sadece konukevi adı altında sığınakların açılması değil, bunların uluslararası standartlara uygun yürütülüp yürütülmedikleri de önemlidir. Biz kadın hareketi olarak bu konunun takipçisiyiz. Şiddete karşı mücadelenin öznesiyiz. Sığınakların kadın örgütlerinin çalışmalarına, denetimine açık olmasını savunmaya devam edeceğiz. NTVMSNBCye konuşan Mor Çatı kurucularından Avukat Canan Arına göre, Amaç, Mor Çatı ve onun feminist yaklaşımının tasfiyesi.
AMAÇ TEKRAR ŞİDDET UYGULAYAN KOCAYA GERİ GÖNDERMEK Beyoğlunda 2005ten bu yana çalışıyorduk. Zaman zaman bir kaymakam gidip diğeri gelirken bu işin yürümeyeceğine ilişkin açıklamalar oldu; basına yansıyınca da Yoo, hayır, yürütülüyor dendi. Protokolün yenilenmemesi, resmen imzalanmaması, herhangi bir resmi protokol olmadan işin sürdürülmesi bunun göstergesiydi. Yaklaşık 2 yıldır protokolsüz sürdürülüyordu bu iş. Demek ki, biz canımız istediği anda kaytaralım yaklaşımındaydılar. Tekrar tekrar altını çizmemiz gereken şey, bu yapılanların kadına yönelik şiddetin sonlandırılması konusunda siyasi iradenin olmadığını göstermesidir. Kadına yönelik şiddeti sadece bir gösteriş olarak kullanıyorlar. Yani yapıyor musunuz, yapıyoruz. Ama hangi şartlarda yapıyorsunuz? Amaçları, oraya gelen kadınların gözlerini yıldırıp tekrar yaşadıkları o şiddet ortamına geri göndermek. Tekrar şiddet uygulayan kocaya geri göndermek... Bu bir sistem meselesi ve sistematik olarak kadını ikinci sınıf vatandaş diye görmek, onu baskı altında tutmak, onu itaate zorlamak, bağımsız bir birey olduğunu kabul etmemek. Ancak itaat ettiğin sürece varsın demek. Biz kendi düşüncelerimizi, kendi bakış açımızı uyguluyorduk, bizzat çalışıyorduk orada. Ama mecbur kaldığımızda İstanbul içinde dayanışma içinde olduğumuz başka sığınaklar var.
GELSİNLER ZORLA ÇIKARTSINLAR Ne Dünya Bankası, ne herhangi başka bir proje bulmak zorunda değiliz. Ne kimse bizi desteklemek zorunda. Buranın devlet tarafından desteklenmesi gerekiyor. Biz de buradan çıkmamak zorundayız. Polis zoruyla bizi tahliye etsinler. Benim görüşüm bu. Gelsinler zorla çıkartsınlar... Bize birşey yapamazlar. Biz 1990dan beri pek çok şeyle mücadele ettik. Bizi kımıldatamazlar. Biz devam ederiz yolumuza, ama olan kadınlara olur çocuklara olur. Hakikaten kadınlara, çocuklara yazık olur.
KADINLARIN HAYATLARI DEĞİŞTİ Bizim 1990dan beri destek verdiğimiz, dayanışma içinde olduğumuz kadınların gerçekten hayatları değişti. Bunlardan bir bölümünün davalarına ben girmiştim. İstanbul dışında olup yıllarca sonra bana kendi hayatının kurtarılması -onların tabiriyle-, çocuklarının kendilerinden çok daha iyi bambaşka hayat sürdürmesinde Mor Çatı desteğinin ne kadar önemli olduğunu söyleyerek telefon eden, teşekkür eden kadınlar var ki, anlatırken bile tüylerim diken diken oluyor. Keçiboynuzu yemek gibi bir şey. Yani bir damla bal için koca bir keçiboynuzunu yiyorsunuz ya. Bizim yaptığımız iş bu.