Babacan demecinde Türkiyenin Batılı devletler ile İran arasında İranın nükleer programı sorununu çözmek için anahtar rol oynayabileceğini vurgulayarak, hem İranın, hem de Batılı devletlerin sorunun diplomatik çabalarla çözülmesi için Türkiyenin devreye girmesini istediğini belirtti.
Türkiyenin bu kapsamda iki tarafın da hassasiyetlerini anladığını vurgulayan Babacan, Türkiyenin (üyeliğe seçilirse) İrana karşı yaptırımların BMGKda masaya gelmesi durumunda nasıl davranacağının sorulması üzerine şöyle konuştu:
Öncelikle biz bölgemizde nükleer silahlara karşıyız, o çerçevede tabii ki Türkiye İranın nükleer silaha sahip olmasını desteklemiyor. Ama öte yandan bu konunun diplomasi ve diyalog yoluyla çözülebileceğine ve çözülmesi gerektiğine inanıyoruz.
Babacan, İranın nükleer programından kaynaklanan meselede iki tarafın da Türkiyenin devreye girmesini adı konmuş bir rol olmasa da istediklerini belirterek, Bizim iki taraftaki hassasiyetleri anlayan bir ülke konumunda olduğumuzu söylemem gerek dedi.
Türkiyenin 1961 yılından bu yana BMGKda yer almadığını anımsatan Babacan, Türkiyenin Konseyde 10 geçici üyeye tahsis edilen koltuklardan birini alma yolundaki çabalarında destek elde ettiğini de belirtti.
Türkiyenin 2009-2010 BMGK geçici üyelik seçimlerinde İzlanda ve Avusturyaya rakip olduğunu söyleyen Babacan, Bu gizli oylama ve bizim çabalarımızı son güne, son saate ve son dakikalara kadar sürdürmemiz önemli olacak diye konuştu.
Babacan, Irakın kuzeyindeki yerel yönetimle temaslar ve terör örgütü PKK ile mücadele konusunda da şunları söyledi:
(Yerel yönetimin) Onların hem sözleriyle, hem de filleriyle terörle mücadelede samimiyetle işbirliği yaptıklarından emin olmak zorundayız. Beklentimiz budur.