Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması (AÇSAP) Genel Müdürlüğü Kadın Sağlığı ve Aile Planlaması Daire Başkanı Dr. Rukiye Gül, geçen yıl hastanelere kayıtlı 1 milyon 126 bin canlı doğum yapıldığını, bu rakamın yüzde 42,5inin sezaryen, yüzde 57,5inin normal doğum olduğunu söyledi.
Normal doğumun doğal ve fizyolojik bir süreç, sezaryenin ise gerektiğinde kullanılması gereken bir ameliyat olduğunu ifade eden Dr. Gül, normal doğumdan hemen sonra bebek ile doğrudan tensel ve duygusal iletişim mümkünken, sezaryende bu ilişkinin ertelendiğini belirtti. Gül, annenin normal doğumdan sonra daha kısa sürede iyileştiği için günlük yaşama geçişinin çok hızlı olduğunu, sezaryenden sonra bu sürecin daha fazla zaman aldığını; normal doğumda annenin kanama, enfeksiyon, organ ve doku hasarı, pıhtı oluşumu riskinin sezaryene göre daha düşük ve ekonomik açıdan daha uygun olduğunu bildirdi.
Sezaryenin 1960larda doğum kanalının dar ya da plesantanın yerleşim yerinin uygun olmaması gibi nedenlerle uygulandığını anlatan Rukiye Gül, şunları kaydetti:
Annenin doğum sürecinde çektiği ağrılı döneme ilişkin korku ve endişe sezaryen isteğini artırmaktadır. Bu nedenle özellikle gebelik dönemi izlemlerinde kadının bu endişelerini gidermeye yönelik danışmanlık yapılmalı, gerekirse profesyonel yardım alınmalıdır. Ağrısız doğum olarak bilinen epidural anestezi ile yapılan doğumları artırmak amacıyla uygulamanın yaygınlaştırılmasına yönelik programlar düzenlenmelidir.
HEDEF, ORANI YÜZDE 25LERE İNDİRMEK
Gül, tüm doğumlar arasındaki sezaryen oranlarının İngilterede 1990da yüzde 11,2, 2005te yüzde 14,1 ve 2002de yüzde 21,6, Fransada 1990da yüzde 13,9, 1995te yüzde 14,9 ve 2003te yüzde 18,7, Almanyada 1990da yüzde 15,7, 1995te yüzde 17,2, 2003te yüzde 24,8, ABDde 2002de yüzde 21, 2003te yüzde 27,6 ve 2006da yüzde 31 olarak belirlendiğini bildirdi.
Avrupa ülkelerinde olduğu gibi son 10 yıl içinde Türkiyedeki doğumlarda da sezaryen oranlarının ciddi artış gösterdiğini dile getiren Gül, şöyle devam etti:
Her 5 yılda bir yapılan Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA) verilerine göre, 1998 yılında tüm doğumlar arasındaki sezaryen oranı yüzde 14, 2003te yüzde 21,4 iken Sağlık Bakanlığı verilerine göre hastane doğumları arasındaki sezaryen oranı 2005te yüzde 40,7, 2006da 40,3 ve 2007de yüzde 42,5tir. Yıllara göre sağlık kuruluşunda doğum oranları ise 1993te yüzde 59,6,
1998de yüzde 72,5 ve 2003te yüzde 78dir. Yine 1993te yapılan doğumların yüzde 75,9u, 1998deki doğumların yüzde 80,6sı ve 2003teki doğumların yüzde 83ü sağlık personeli yardımıyla gerçekleştirilmiştir.
Gül, devlet hastanelerinde yapılan doğumların yüzde 36,4ünün, özel hastanedekilerin yüzde 59unun ve üniversite hastanelerindekilerin yüzde 56sının sezaryenle yapıldığını söyledi. Dünya Sağlık Örgütünün, tüm doğumlar içinde sezaryen oranı yüzde 5-15 olarak belirlediğini dile getiren Rukiye Gül, Sağlık Bakanlığı olarak şu an yüzde 42,5 olan sezaryen oranını yüzde 25lere indirmek istiyoruz. 2007 verilerine göre, 81 ilin 40ında sezaryenle doğum oranlarının Türkiye ortalamasının üstünde olduğunu tespit ettik dedi.
DOĞUM VE SEZARYEN PROGRAMI
Gül, her yıl sezaryen oranlarında artış görülmesinin tespit edilmesi üzerine Sağlık Bakanlığınca geçen yıl Doğum ve Sezaryen Programı başlattıklarını söyledi. Her gebeye normal doğum şansı sloganıyla hareket ettiklerini belirten Gül, Sağlık Bakanlığı Eğitim Araştırma Hastaneleri ve çeşitli üniversitelerdeki öğretim üyeleriyle uzman dernek yöneticilerinin temsilcilerinin aralarında bulunduğu bir Bilimsel Kurul oluşturarak Doğum Eylemi Yönetim Rehberi hazırladıklarını ve 81 ilde uygulanması için genelge yayımlandıklarını bildirdi.
SAĞLIKTA PERFORMANS VE KALİTE YÖNERGESİ
Sağlık Bakanlığı, yapılan tespitler üzerine harekete geçerek 1 Eylülde yürürlüğe giren Sağlıkta Performans ve Kalite Yönergesinde sezaryen oranlarını da kurumsal performans kriterleri arasına koydu. Buna göre, hastanede gerçekleştirilen sezaryenle doğum oranları hastanenin performansında gösterge olarak kabul edilecek. Sezaryen oranlarını düşürmek ve normal doğuma özendirmek amacıyla belirlenen bu kritere göre, eğitim hastanelerindeki sezaryenle doğum oranının yüzde 20yi, diğer hastanelerde ise yüzde 15i geçmemesi gerekiyor.
Sağlık Bakanlığı Performans Yönetimi ve Kalite Geliştirme Dairesi Başkanı Hasan Güler, Türkiyedeki sezaryenle doğum oranlarının yüksek olduğunu, bu oranları sorguladıklarını bildirdi. Güler, Bakanlık olarak sezaryen oranlarını Dünya Sağlık Örgütünün belirlediği oranlara çekmek istediklerini belirterek, Sezaryen oranlarını, performans kriterlerinde bir klinik gösterge olarak alıyoruz. Koyduğumuz kriterlere göre, tüm hastanelerde sezaryen oranı yüzde 15i, eğitim hastanelerinde ise yüzde 20yi geçmemeli diye konuştu.
Hastanelerin hizmet kalite belgesi alabilmeleri için de sezaryen oranının istenilen düzeyde olması gerektiğini ifade eden Güler, Sezaryenle doğum oranları belli bir düzeyin üstündeyse o hastanedeki işleyişin sezaryen anlamında iyi olmadığını düşünüyoruz. Kurumsal kalite çalışmalarında sezaryen oranı yüksek olduğu zaman bireysel performansı da olumsuz etkileyebilir. Ek ödemeye, döner sermayeye de olumsuz yansıyabilir dedi.
PERİNATOLOJİ DERNEĞİ: KISITLAMA ÇATIŞMA YARATIR
Hastanelerdeki sezaryen oranlarına kısıtlama getirilmesini tepki gösteren uzmanlık dernekleri temsilcileri de sezaryen yapılıp yapılmamasına hekimin karar verebileceğini, bunun sorgulanmasının etik olmadığı görüşünü savundular.
Türk Perinatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Turgay Şener, çok sayıda normal doğum yaptırdıklarını ve bu tür önlemlerle sezaryen oranlarının düşürülemeyeceğini belirterek, Zorla kısıtlamalar hekim ve hasta çatışmasını kaçınılmaz kılacaktır. Hasta en ufak bir sorunda acaba normal doğumdan mı oldu diye soracak, hekim ise üzerindeki baskıdan dolayı normal doğuma yönelmemesi gereken durumlarda bile normal doğuma yönelecektir. Baskı arttıkça sorunları da beraberinde getirecektir dedi.
JİNEKOLOJİ DERNEĞİ:ÜZERİMİZDEKİ BASKI ARTAR
Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş da performans sisteminin hastanedeki kadın doğum uzmanları ile diğer hekimleri de karşı karşıya getireceğini savunarak, Bir hastaneye sizin hastanenizde sezaryen doğum oranı atıyorum yüzde şu kadar ise ben sizin performans puanlarınızı düşüreceğim. Bu demektir ki hastanedeki bütün uzmanların alacağı parayı düşürüyor. Yani kadın doğum uzmanları üzerinde diğer uzmanlar tarafından baskı artacaktır diye konuştu.
Türkiye Maternal Fetal Tıp ve Perinatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Acar Koç ise Bakanlık normal doğumu teşvik etmek istiyorsa bunun reklamlarını yapmalı. Biz hekim olarak vazifemizi yaparız dedi.