ABye üye olmayan Balkan ülkelerin birlikle ilişkileri anlatan Rehn, konuşmasında Türkiyeye de geniş yer verdi.
AB dönem başkanı Fransanın Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin olağan ritminde sürmesi için gösterdiği çabaya teşekkür eden Rehn, Bununla birlikte, esas olarak, ritm ve sonuçlar elbette Türkiyenin reformları gerçekten yerine getirmesine bağlı dedi.
Üstü kapalı olarak iktidar partisiyle ilgili kapatma davasına atıfta bulunan Rehn, Türkiyenin, önemli bir siyasal krizi atlattığını belirtti ve bu krizin atlatılmasında, AB perspektifinin önemli rol oynadığını düşündüğünüsöyledi.
TÜRKİYENİN STRATEJİK ROLÜ
Konuşmasında, Türkiyenin stratejik ve diplomatik açıdan oynadığı role dikkati çeken Rehn, çoğunluğu Müslüman, demokratik ve laik modeli ve diplomasisiyle Türkiyenin önemli bir bölgesel aktör ve çok önemli bir istikrar unsuru olduğunu vurguladı.
Türkiyenin, İsrail-Filistin, İsrail-Suriye ve Kafkasya krizinde oynadığı arabulucu rolüne atıfta bulunan ve Ermenistan ile ilgili yeni açılım politikasına değinen Rehn, Türkiyenin bu politikalarının, hem bölgede hem de AB ile ilişkilerdeki merkezi rolünü teyit ettiğini söyledi.
Türkiyenin, Avrupanın barış operasyonlarına asker verdiğini, terör, uyuşturucu ve insan tacirliğiyle mücadelede ABye verdiği katkıda bulunduğunu hatırlatan Rehn, Türkiye, AB vatandaşlarının güvenliğini aktif bir biçimde yardımcı oluyor dedi.
Rehn, konuşmasında, Türkiyenin ekonomik potansiyeline de dikkati çektikten sonra, Türkiyenin yine ABli şirketlerin önüne önemli ticari perspektifler açtığını bildirdi. Enerji alanındaki gelişmelere de atıfta bulunan Rehn, tam üyelik müzakerelerinin karşılıklı en fazla katkısının enerji alanında olabileceğini kaydetti.
Rehn, Türkiye, ABnin enerji yollarının güvenliği ve çeşitlendirmesine yardımcı olmak için kilit rolü oynuyor diye konuştu.