İSTANBUL - Pickpocket, yaş ortalaması yirmilerin başında bir grup olabilir. Ama eğer onları sırf gençlikleri yüzünden hafife almaya kalkarsanız grupça Kork benden şarkılarını söyleyemeye başlayabilirler. Kabul etmek lazım ki onların ilk bakışta korkulacak bir yanı yok gibi. Ama damarlarına bastınız mı ne olacağı belli olmuyor. Kendi deyimleriyle onlar da kendi üzerlerine düşeni yapıyorlar ve düşünmeye davet ediyorlar. Türklüğü, yabancılaşmayı, özenilen hayatları ve kimlikleri...
Türkiyede gençlerin çoğunun yurtdışına karşı özendiğini, bunun da yabancılaşmaya sebep olduğunu söylüyorsunuz. Onur: Türkiyede geçim çok zor diye yurtdışını yücelten insanlar bizim karın ağrımız. Kendi kültürümüze, ülkemize yabancılaştığımızı düşünüyoruz. Eğer konu eğitimse ona birşey diyemem çünkü Türkiyede eğitim standartları dışarıya göre oldukça düşük. Çok sınırlı imkanlar var. İTÜ, Boğaziçi ya da ODTÜde okumuyorsan diğer devlet okullarının standartları yurtdışına göre daha düşük. Muratay: Ama sorun bunu yaratanlarda bence. Niye gidiyorsun? diye yargılamak yerine önce neden burada okuyamıyoruz diye düşünmeliyiz bence.
Zorunlu bir yabancılaştırma mı söz konusu sizce? Muratay: Olabilir. Çünkü burada soruların cevapları genelde beğenmiyorsan git oluyor.
Sizin yaşlarınızda birçok genç buradan gitmeliyim diye düşünür. Siz hiç düşünmüyorsunuz anlaşılan. Kaan: Ben açıkçası geçici bir süre için yararlı olabileceğini düşünüyorum. Burada herşeyde bir kısıtlama var. Vizyonu genişletmek için bence illa ki yurtdışına çıkıp biraz da oranın havasını almak gerekiyor ama bu benim için asla temelli olamaz. Onur: İnsanlar sadece eğitim için de kaçmıyor burdan. Düşüncelerinde özgürlüğü yaşayamadığından kaçan bir sürü insan da var.
Yirmili yaşlarında olan beş genç neden bu tür sorunlarla ilgilenir? Muratay: Ben öyle düşünmüyorum açıkçası. Bunlardan bahsediyor olmamızın sebebi yurtdışına özeniyor olmamız değil. Aksine üzülerek koşulları kıyaslıyor olmaktır. Ben nefret ediyorum şahsen yurtdışında şöyle demekten. Onur: Bence kaçmak yerine savaşmalıyız. Bazıları huzursuz olabilir burada ama üstüne düşmezsek de hiçbir şey değişmeyecektir. Her alanda gençlerin önünü açmak gerekiyor. Eğitim şartlarını iyileştirmek, gençleri spora, sanata teşvik etmek, daha cok sporcu bursu sağlamak, genç politikacılar yetiştirmek gerekiyor. Muratay: Gitmek yerine kalmak lazım kısacası. Pekin olimpiyatlarında da benzer sorunların baş gösterdiğini söylediniz. Bağlantıyı anlatır mısınız? Onur: Madalya bile alamıyoruz. Sporu önemseyen ülkelerde ise sporcular üç yaşında eğitilmeye başlıyorlar. Ama bizde başka sorunlarla uğraşmaktan spora hala sıra gelmiyor. Geçmişimizden kurtulamıyoruz.
KENDİ ÜLKEMİZİ BÖLMEYE ÇALIŞIYORUZ Geçmişimizde ne var ki kurtulamıyoruz? Onur: Geçen 40 sene içinde iki darbe, bir de muhtıra gören bir ülkede aslında o korkuyu yaşamamak imkansız olurdu. Ya da geçmişimizle uğraşmamak. Ders çıkarmak zorundayız ama biz sadece sürekli önümüze geçmişimizi koyuyoruz. Çözüm bulmak için uğraşmıyoruz. Muratay: Ne mutlu Türküm diyene diyoruz ama hala Çerkez, Kürt tartışmaları yapıyoruz. Atatürk bunu ayrıştırıcı birşey diye söylememişti ki. Aksine birleştirici etkisi vardı. Ama biz hala kendi ülkemizi bölmeye uğraşıyoruz. Onur: Biz susarsak kutuplaşma olacaktır ve hoşumuza gitmeyen düşüncedeki insanlar sivrilmeye devam edecektir. Ve onlar sivrildikçe bizim de konuşmaya halimiz kalmayacaktır. Bunları bağırmak da çözüm değildir. AKP başa geldiğinden beri sürekli demokrasi demokrasi diye tartışıyoruz. O zaman demokrasi varsa bunu göstermek zorundayız. Sen neden karışmak istemiyorsun Emir? Emir: Türkiyenin nerdeyse yarısının istediği ve seçtiği hükümet buysa o zaman ben de kendimde bir arıza arıyorum açıkçası. Ben şu an susuyorum ama sokakta da hakettikleri gibi davranıyorum. Ben hoşlanmıyorum bu durumdan. Cumhuriyet kurulduğundan beri bu ülke kötüye gidiyorsa bundan sonra da düzeleceğini zannetmiyorum. Elimde olsa ben kesin giderdim. Çünkü hala başa takılan bir örtünün tartışıldığı, futbol maçlarında ne bakıyorsun diyerek birbirlerini öldürdükleri bir ülkede yaşamaktan mutlu olduğumu söyleyemem. Ben bunu gördükçe de insanlardan nefret ediyorum. Bunların yaşanmayacağı bir ülke yoktur eminim ama daha az yaşandığı bir ülkede yaşamayı tercih ederdim.
Siz burayı terk etmemek lazım diyorsunuz ama aranızdan biri de fırsatını bulsa hemen kaçıp gidecek. Muratay: Eğer bir gün Emir gitmek isterse biz de ona göre muhalefetimizi kurar, ona göre davranırız. Emirin söylediğine üzülüyorum açıkçası. Ben gurur duyuyorum mesela Türk olduğumu söylermekten. Ailem çerkez. Ama ben Türküm sonuçta. Çok da kökene inersek ooo. O zaman biz Ademle Havvanın çocuklarıyız der, işin içinden çıkarız.
Siz de gurur duyuyor musunuz bunu söylemekten? Onur: Türkiye sınırları içinde yaşayan herkes Türktür. Atatürk bunu bütünlüğü sağlamak için söylemiştir. Bize burada verilen üst kimlik vatandaşlık kimliğidir. Ama kimsenin alt kimliğinden de soyutlanmasını isteyemezsiniz. Ben Türk olduğum için, Türkiyede olduğum için mutluyum. Artık bunun altını karıştırıp Kürt müsün, Çerkez misin demenin anlamı yok bence. Emir: Benim öyle koyu bir milliyetçiliğim yok. Bazen rahatsız olduğum bile oluyor. Şu anki halime tabiî ki şükrediyorum ama yine de daha iyi koşullarda yaşamak isterdim. Olimpiyatları izliyor musunuz? Pickpocket: Evet Onur: Emirin konuya geldik.
Orda bir Türk başarılı olunca sevinmiyor musun? Emir: Türk çıktı zaten ama bu ülkenin yetiştirdiği kişiler değiller. Biz yapamıyoruz. Bari seni Türk yapalım da sen al madalyayı diyorlar. Bir tenisçimiz var soyadı Çince. Güreşte madalya alan Ramazan Şahin de Rusmuş. Elvan var o da Afrikalı. Tabiiki bu sporcularda gelsinler ama öncelikle biz yetistirmek icin calısalım.
Ne mutlu Türküm diyene demiş olamazlar mı? Emir: Olabilirler de olmayabilirler de. Bence onlara bir çek yazmışlar, şekerle kandırmışlar.Dediğim gibi ithalat yerine ülkemizdeki yetenekleri keşfedip burada eğitmek bana göre daha önemli.
KAÇARSAK KURTLARA BIRAKMIŞ OLURUZ Bu ülkede sporcu yok mu? Emir: Futboldan başka spor yok ki burada. Badminton oynayan gördün mü mahallede? Ama olimpiyatlarda halay olsa herhalde madalyayı kapmıştık. Muratay: Küçüklüğümüzden beri bu var zaten. Oğlum popçu mu olacağın, topçu mu diye büyütüldük bizler. Onur: Phelpse bak mesela. Adamın bir günde yedikleri bizim grupça yediklerimizin üç katı.
Sporda başarı beslenmeyle mi alakalı diyorsunuz yani? Onur: Hayır tabii ki sadece beslenme değil ama bir güreşçimiz kazanamadığı madalya alamadığı zaman altın madalyayı alsaydım hayatım kurtulacaktı diyor. Başarı diye bakmıyor ki olaya. Eğitim konusunda her zaman yurtdışı daha iyi ama ben Türkiyeyi sürekli olarak dışarıyla kıyaslamak istemiyorum. Ben buranın sorunlarını biliyorsam çözmeye de bir yerden başlayabiliriz diye düşünüyorum. Ülkemizi daha iyi bir hale getirebiliriz. Bizim grup olarak yapmaya çalıştığımız şey de bir anlamda müzik alanında bir adım atmak.Bizim meziyetimiz bu ve bunu yapmaya çalışıyoruz. Muratay: Kişisel düşünmek bir yere varmıyor. Onur: Buradan kaçmak burayı kurtlara bırakmak diye düşünüyoruz.