Türk siyasetinin temelinin, değişimden, gelişimden yana olanlarla, değişime direneneler arasındaki mücadeleye dayandığını ifade eden Erdoğan, Değişim isteyenler; Türkiyenin çağdaş dünya ile bütünleşmesinden, dünyaya açılmasından, kendi gücünü fark ederek küresel bir aktör haline gelmesinden yanadır. Değişime direnen, kendi imtiyazlı konumları için statükoyu sürdürmek isteyenler ise Türkiyenin içe kapanmasından, Türkiyenin enerjisini ve gücünü iç çekişmelerle, sanal gündemlerle geçirmesinden yanadır diye konuştu.
Erdoğan, Tahammül edilemeyen AK Parti değildir. Tahammül edilemeyen demokrasidir, millet iradesidir, halkın duygu ve düşüncesidir. Kim ne derse desin kim ne engel çıkarırsa çıkarsın Türkiyenin değişmekten, gelişmekten, demokratikleşmekten başka çıkar yolu yoktur, olamaz. Kendi kaderini milletinin kaderine bağlayan bizlere düşen ise Türkiyenin kalp atışlarını durdurmak isteyenlerin senaryolarını boşa çıkarmaktır dedi.
Türkiyede ak olana kara demeye, berrak suları bulandırmaya azmetmiş olan CHPnin dünyada gördüğü tepkiler çok anlamlıdır, çok manidardır. Kendi hesabını veremeyenler, bu millet adına kimseden hesap soramaz. Kendini milletine açamayanlar, ülkelerini de dünyaya açamazlar. Evrensel anlamda sol değerleri savunmayı başaramayan, demokratik kültürü özümseyemeyen, otoriter eğilimlere güç veren, hizipçi bir parti yönetimi, kendi hesaplarını bile tutamayan, usulünce bir partiyi bile idare edemeyenlere bu ülkenin iradesi nasıl verilebilir? diyen Erdoğan şöyle konuştu: Bu ülkenin kaynakları bunlara nasıl emanet edilebilir? Bu yüzden milletimiz CHPyi iktidara getirmiyor ve hiçbir zaman da getirmeyecektir.
Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykalın, başkan yardımcısı olduğu Sosyalist Enternasyonale katılamadığını savunarak, Peki ne oldu da CHP 30 yıldır katıldığı Sosyalist Enternasyonale bugün katılamayacak duruma geldi? diye sordu.
Dünya üzerinde bu örgütün üyesi 185 parti bulunduğunu, bu partilerin hiçbirinin CHP ile aynı durumda olmadığını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti: Hiçbiri demokrasiye direnmiyor. Hiç biri özgürlüklerin karşısında direnmiyor. Diyor ki Baykal; Sosyalist Enternasyonale gidersek ayıplarımızı yüzümüze vururlar. Demokratik olmadığımızı söylerler. Sosyal demokrasi ile hiç alakamız kalmadığını söylerler, solculuk iddiasının boş olduğunu, bugünkü CHPnin esasen otoriter bir yönetimden yana olduğunu söylerler. Belki de Baykalın ikide bir kürsüye çıkıp göğsünü döve döve halka niye yumruk salladığının hesabını sorarlar. Evet, Baykal bu yüzden gidemedi Atinaya. Bu yüzden gidemedi ve ardından da hemen anında Ayaşta dut yemeye gitti.
Erdoğan, CHPnin telekulak iddiasın ortaya attığını bildirerek, şöyle konuştu: Sorumsuz iddialarının altında ezildiler; her şey ortaya çıkarıldı ve kendilerinin bu konudaki iddialarının nasıl boş olduğu ispatlandı. Çıkıp milleten özür dileyeceklerine, beceriksizliklerini itiraf edeceklerine, soruşturma önergesi verip güya hükümeti, emniyet güçlerini suçlama yoluna gittiler.