Son albümleri Katil&Maktûlden önce hem solistlerini, hem davulcularını değiştiren Yüksek Sadakat üyelerini tek tek sıkıştırdık, işlerin nasıl gittiğini öğrendik. Grubun lideri Kutlu Önemli olan arkamızda bırakacaklarımız. Kalan her şey unutulacak dedi.
İSTANBUL - 2006 yılında kendi isimleriyle piyasaya sürdükleri albümleri ile büyük bir hayran kitlesine ulaşan Yüksek Sadakat, daha ikinci albümlerinin hiçbir parçası ortada yokken grubun vitrini vokalistleri Cemil Demirbakan ve temel taşlarından davulcuları Deniz Alemdarla yollarını ayırdılar. Herkes, onların dağılacağı haberlerini beklerken grup sadece birkaç ay içerisinde Katil & Maktûlü hazırladı. Henüz bir video klip bile çekmemişken şarkılar dinleyicilerin diline dolandı. Herkes, onları merak ediyordu; biz de olan biteni grup üyelerine ayrı ayrı sorduk...
Kutlu Özmakinacı - Bas Gitar: İŞ BİTTİĞİNDE BİLİNÇALTIMLA YÜZLEŞİYORUM Grubun kurucusu olarak, Yüksek Sadakatin geçirdiği değişiklikler sizi kişisel olarak ne derece etkiledi? Bir grup kurmak kolay, onun yoluna devam etmesini sağlamak zor bir iş. Bu işle yaklaşık 10 yıldır uğraştığım için zaman içinde grubun eleman değişiklikleri yaşamasına ben de bir şekilde adapte oldum sanırım. İşin sırrı, yola ne için çıktığınızı unutmamak ve yaşanan değişimlerin bu amaçla uyumlu olup olmadığına bakmak. Ben, iyi bir şarkı yazarı olduğumu düşündüğüm, bu yeteneğime gereken saygıyı göstermem gerektiğine inandığım ve yapmaktan zevk aldığım şeyi hayatımın merkezine koymak için Yüksek Sadakati kurdum. Değişimler bu çıkış amacına hizmet ettiği sürece sorun yaşamıyorum. Önemli olan bir gün arkamızda bırakacağımız eserler. Geri kalan her şey hem insanlar, hem de benim için unutulup gidecek.
Katil & Maktûl, konsept bir albüm. Bu fikir nasıl ortaya çıktı? Fikir, şarkılar yazıldıktan sonra çıktı ortaya, çünkü ben hiçbir zaman kafamdaki bir meseleden yola çıkarak şarkı yazmam. Bunun şarkıları rasyonelleştirmesinden korkarım. Özün ortaya çıkışı safhasında rasyonelleşme, işin sanatsal tarafını aşındırıyor. O yüzden her zaman önce müziği yazıp, o müziğin bana ilham verdiği duyguların sözlerini sezmeye çalışıyorum. Ancak iş bittiğinde şarkının içeriğinin neyle ilgili olduğunu öğrenebiliyorum. Böylece kendi bilinçaltımla da yüzleşmiş oluyorum. Katil & Maktülde ise albümü oluşturan şarkılar ortaya çıktıktan sonra, hepsinin aynı meselenin farklı tezahürleriyle ilgili olduğunun farkına vardık. Bu seçimlerimizin bizi yarattığı meselesiydi.
Daha önceki vokaliniz Cemil Demirbakan iddialı bir karakterdi aranızda. Ondan sonra vokal arayışlarınızda en olmazsa olmaz şey neydi? Grubun kimyasıyla uyum sağlaması, Yüksek Sadakate inanması ve teknik açıdan mükemmel olması.
Aynı zamanda bir müzik yazarı olarak Yüksek Sadakate dışarıdan bakma şansınız olsa en büyük kusuru ve en olumlu yönü olarak ne söyleyebilirdiniz? Şu ana kadar bence en büyük kusurumuz sahne performanslarımızda stabil bir çizgi yakalayamamış olmamızdı. Duygusal durumumuza bağlı olarak bazen çok iyi, bazen de berbat çaldığımız günler oldu sahnede. Kenanın gelişiyle bu sorun da ortadan kalktı büyük oranda. En olumlu yönümüz ise Türk Rock sahnesinde eksik olan bir boşluğu güçlü bir şekilde doldurmaya başlamamız. O boşluk, yetişkin rock dinleyicisinin dinleyeceği ve kendisiyle ilgili bir şeyler bulabileceği fazla grup olmaması Türkiyede. Yüksek Sadakatin şarkılarındaki felsefi geri plan ve bunun biçime zarar vermeden müziğe yedirilmesi, genelde Türkçe Rock dinlemeyen pek çok dinleyiciyi bu gruba çekti. Herkes bu hayattan kendi tasının büyüklüğü kadar nasiplenir. Bir teenage bizim şarkılarımızı dinlediği zaman kendi ergen dünyasının bilgi dağarcığı kadar nasipleniyor, gerekiyorsa eğleniyor. 40 yaşındaki bir doçent ise aynı şarkıda başka bir evren keşfediyor. Yüksek Sadakatin Türk müzik sahnesi açısından bir diğer önemli ilki ise, kültürün ve insanın en önemli bileşenlerinden din mefhumunu müziğinde ilk defa bu kadar yoğun kullanan Türk grubu olması. Din ve müzik Türkiyede bir araya gelirse genellikle seküler bir refleksle hemen tasavvufi yorumlar yapılır, müziğinizde tasavvuf etkileri var gibi şeyler söylenir. Yanlış, bizim müziğimizde tasavvuf yok, biz bizzat dinin, tanrının, inancın kendisiyle ilgili felsefi meselelere giriyoruz. Bunu Türkiyede daha önce bu yoğunlukta yapan olmadı benim hatırladığım kadarıyla.
Kenan Vural - Vokal: GRUP KENDİNE YAKIŞMAYACAK BİR SOLİSTİ ÇAĞIRMAZDI Uzun süreli bir müzik hayatından sonra kurulu bir düzene katılmanın olumlu ve olumsuz yönleri sizin için nelerdi? Aslında düzenin içine girmeden önce çekincelerim vardı tabii. Geçtiğimiz yirmi sene içinde gruplarımı, yol arkadaşlarımı hep ben seçtim ve bu seçimlerde müzisyenliklerinden öte sevdiğim, arkadaşlıklarını beğendiğim kişileri yanımda tuttum. Yüksek Sadakati zaten önceden de tanıyordum ve müzikal olarak bir sıkıntı olacağını düşünmemiştim. Düşündüğüm en önemli şey gruptaki arkadaşlık bağı idi. Geldikten sonra bu düşünceden tamamen ve çok hızlı bir şekilde kurtuldum. Bunun yanında başka bir solist ile ünlenmiş ve insanların beğenisini kazanmış bir topluluğa yeni bir yüz ve ses ile gelmek de kimilerine göre beni tedirgin etmeliydi ama açıkçası ben böyle bir kaygı duymadım. Hem yaptığım işten çok emin olduğum hem de bu teklifin grup tarafından bana gelmesinden kaynaklandı bu durum. Tabii ki Yüksek Sadakat kendisine yakışmayacak bir solisti gruba çağırmazdı diye düşündüm. Dolayısıyla olumsuzluk diye bir şey geçmedi aklımdan. Olumlu taraflara gelince de, bir kere oturmuş bir grup var. Yazılmış şarkılar var, bu şarkılar güzelce icra ediliyor. Düzenli prova günleri ve saatleri var, gerçekten yabana atılmayacak bir kitle var. Konserler, röportajlar hiç durmadan geliyor. Düşününce bunlardan daha olumlu ne olabilir diyorum.
Yüksek Sadakate katılmadan önce grubu nasıl değerlendiriyordunuz? Sanırım bunun cevabı sorunun içinde. Özellikle de benim gibi kılı kırk yaran, yaptığı işe ve bu işi yaptığı için kendisine sonsuz saygı duyan biri için, olumlu bir şekilde değerlendirmediği bir oluşum içinde bulunmanın söz konusu olamayacağıdır.
Alpay Şalt - Davul GRUBUN İVMESİ HIZLANDI İkinci albüm için yapılan röportajların en sık sorulan sorusu hiç kuşkusuz gruptaki vokal değişimi oldu. Halbuki siz de bildiğimiz kadarıyla gruba yeni katıldınız. Gruplarda vokal ve enstrüman çalanlar arasında bir ayrım oluyor mu? Sözlü müzik icra eden gruplarda tabii ki solist 10 kaplan gücündedir. Daha fark edilir olan solisttir ama kendi aramızda böyle bir ayrım yaşamıyoruz. Daha çok müzikle haşır neşir olmuş dinleyiciler, müzisyen değişimlerini fark eder veya grubun sıkı fanları elemanları sahiplendiği için değişimlere negatif ya da pozitif anlamda bir tepki gösterir.
Bugüne dek çok ünlü isimlerle çalışmış bir müzisyen olarak siz dışardan bir gözle Yüksek Sadakati nasıl görürdünüz? Zaten gruba girmeden önce dışarıdan gözlemleme fırsatım olmuştu. Aklı başında, eğitimli, iyi müzik dinlediği belli olan ve bu da yaptığı müziğe yansıyan, sahnesi pozitif enerji dağıtan, güzel bir doğu-batı dengesi yakalamış, geleceği parlak bir grup olarak algılamıştım. Ben gruba dahil olduktan sonra bu dengelerin bozulmamış olduğunu görmek iyi bir uyum yakaladığımızın işareti herhalde. Kenan ve benim katılmam grubun ivmesini hızlandırdı diye düşünüyorum. Ama her zaman dışarıdan bir göz ile grubumu izlemeye devam edeceğim. Çünkü gelişim için eksikliklerin tespit edilip çözümlerinin bulunması şarttır.
Serkan Özgen - Gitar HERKES DAHA HUZURLU İki albümdür gruptasınız. Grup üyeleri arasındaki değişimler müzikal bir evrilmeye neden oldu mu? Siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Söz, beste ve aranjmanlar konusunda grupta yerleşik, oturmuş, kendine özgü bir stil var. Dolayısıyla değişikliklerin bu oturmuşluktan dolayı, gruba majör bir etkisi olmadı. Tabii ki yeni gelen kendi stilini de beraberinde getirdiğinden lezzet farklılıkları oluşuyor. Özellikle solist konusunda bu etki göze çarpsa da grubun soundunu temelden değiştirmiyor. Ama Kutlu gruptan ayrılsa (Allah yazdıysa bozsun) o vakit epey şey değişir. Bizim şansımıza, gruptaki değişiklikler hep pozitif yönde oldu. Herkes hem müzikal açıdan hem de ilişkiler düzeyinde çok huzurlu.
İkinci albümün ilkine nazaran fark attığı nokta nedir? İlk etapta düzenlemelere başlamadan önce parçaların sözlerine ve alt metinlerine konsantre olduk. Böylece şarkıların ruhunun bizi yönlendirmesine izin verdik. Bunun sonucunda daha kompakt düzenlemeler ortaya çıktı. Bu albümün bir konseptinin olması da farklardan biri.
Uğur Onatkut - Klavye GRUPTA OLMASAYDIM KLAVYECİYİ KISKANIRDIM Müzisyen bir aileden geliyor olmanın bir müzisyen olarak zorluğu nedir? Hiçbir zorluğu yok, aksine çok rahat. Kimse Müziğin sesini kıs ya da Artık çalma demez bizim evde.
Ailenizden müziğinize gelen olumlu ya da olumsuz en önemli eleştiri ne oldu? Hiçbir zaman eleştirel bir gözle bakmadılar. Bunda benim işlerimi yaparken titiz davranmamın da etkisi olabilir.
Başka bir grupta çalıyor olsaydınız Yüksek Sadakatin nesini kıskanırdınız? Klavyecisini...
YÜKSEK SADAKAT KONSER PROGRAMI: 14 Mayıs 2008 Çarşamba Balıkesir Üniversitesi Bahar Şenliği - Balıkesir 15 Mayıs 2008 Perşembe Süleyman Demirel Üniversitesi Bahar Şenliği - Isparta 16 Mayıs 2008 Cuma Red & Black Rock Festivali - Eskişehir 17 Mayıs 2008 Cumartesi 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı Şöleni - Pendik / İstanbul 24 Mayıs 2008 Cumartesi Suare - Bursa 28 Mayıs 2008 Çarşamba Aksaray Anadolu Öğretmen Lisesi Mezuniyet Konseri - Aksaray 30 Mayıs 2008 Cuma Ghetto - İstanbul 31 Mayıs 2008 Cumartesi Toyota Yaris Fest - Parkorman / İstanbul
Yüksek Sadakat gurubu Türkiyenin en
iyi yerli guruplarından bi tanesi,ses
ve müzikleri süper uyum ve
bütünleşmeyi çok iyi başarıyorlar.Ne
söylenebilir ki her zaman ki gibi
süperler:)))
fatoşş - Antalya
09 Mayıs 2008, Cuma 20:45
süper bir grupla yapılmış olan harika
bir röportaj..seninleyiz yukseksadakat
yolun açık olsun..
Başar Pekcan Şekeroğlu - Eskişehir
02 Mayıs 2008, Cuma 21:31
Yazıyı okurken bir müziksever ve konsept
albüm hayranı olarak Türkiye"den
kaliteli bir iş mi çıkacak diye
heyecanlanmıştım fakat tekrar başa
döndüm ve onca süslü cümlenin onca büyük
sözün arasında ve arkasındaki gerçeği
gördüm diye düşünüyorum: "...sadece
birkaç ay içerisinde..."
Konsept albüm müziğin ötesinde bir sanat
eserine yakın bir şeydir, sözleri,
melodileri, ruhu ile hikayeyi
tamamlamalıdır, böyle bi olguyu birkaç
ayda oluşturup bu kadar övmelerini
gerçekçi bulmuyorum.
Albümü henüz dinlemedim, bu yüzden
tamamen önyargı içeriyor bu iletim ama,
beklentilerimi yansıttığını düşünüyorum.